18 Ağustos 2012 Cumartesi

Musa isminin anlamı üzerine su-ağaç

Musa (Kurandaki isimlerin esrarı)

MUSA İSMİ, Kur’an’da tam 136 defa zikredilmiştir. Kendisine ilk büyük kitap verilen ve çağlara damgasını vuran bir peygamber olarak Kur’an’da hakkettiği yerini almıştır. Kur’an’ın önemle üzerinde durduğu ve tekrar, tekrar anlat- tığı kıssalardan biri de Hz. Musa kıssasıdır. Bu kıssanın tekrarında birçok yönden i’cazın parıltıları görülmektedir. Kur’an’da çokça tekrar edilen Hz. Musa’nın kıssasını “her parçası ayrı bir baston olabilen güzel bir değnekten daha güzel” anlamında kullanılan “Ecda min tefariki’l-asa” darb-ı meseline benzeten Bediüzzaman, konu ile ilgili görüşlerini şöyle ifade etmiştir: Kur'an Mûsâ (a.s)’ın kıssasını, öyle bir üslupta zikretmiştir ki, adeta Musa’nın bir mucizesi olan elinin parlaması gibi bir i’caz parıltısını göstermiştir. Bu üslûp, öyle büyüleyici etkiye sahiptir ki, büyük edebiyat dâhilerini, eşsiz belağatına secde ettirmiştir.

MUSA Kelimesinin Anlamı:
Hz. Musa’nın kıssasını anlatırken Kur’an’ın kullandığı mucizeli ve büyüleyici üslubu, belağat dahilerini kendine sec- de ettirdiği gibi, Allah’ın verdiği ilham eseri olarak kendisine takılan Musa ismi de, üstlendiği büyüleyici misyonuyla akıl ve tefekkür sahiplerinin başını rükua götürüyor. Bu isim Kıptîcede iki kelimeden meydana galmiştir: Biri Su anlamındaki Mu, diğeri ağaç anlamındaki Sa kelimesidir.140 Hz. Musa Firavun ailesi tarafından bulunduğu yerde (nehir) su ve ağaçlar vardı. Çocuğa bulunduğu yerin bir simgesi ola- rak Su+ağaç anlamına gelen Musa adı verildi.141 Aslında bu münasebeti Hz. Musa’nın nehre bırakılan bir çocuk olduğunun simgesi olarak da düşünebiliriz. Çünkü ken- disi ağaçtan yapılmış bir Tabût içerisinde Nil nehrine bırakıl- mıştır. İlginçtir, Kur’an-ı Hakim Hz. Musa’nın hayat hikâyesi- nin önemli köşe taşlarının ve en önemli mucizelerinin su ve ağaç(Asâ) ile ilgili olduğunu göstermektedir. Bunları madde- ler halinde şöyle sıralayabiliriz

1. Daha yeni doğmuş iken ağaçtan yapılan bir sandukçaya konuyor ve su içine bırakılıyor. İlgili ayetler şöyledir: “Bir zaman annene ilham edip dedik ki; Musa'yı bir sandı- ğa yerleştir ve denize bırak. Deniz onu sahile atsın. Bana da ona da düşman olan biri onu alsın. Ey Musa! Benim nezare- tim altında yetiştirilmen için, sana karşı insanların gönülle- rinde tarafımdan bir sevgi verdim.” 142 Bu âyetlerde, Musa’nın ismi ile hayatının ilk günleri ara- sındaki ilişkiyi görmek mümkündür.

2. Denize atıldığı yer sazlık bir yerdi. Yine ağaç ve su var- dı.

3. Firavun’un kızı, onu denizde—sazlık arasında—bulup çıkarırken, bulunduğu yerdeki ağaç-su ilişkisini düşünerek, bu harika olayın bir hatırası ve—bir ilham eseri olarak—ona Musa adını vermiştir(bk.Çıkış, 4-10). İlahî senaryo, Musa’yı—annesine verdiği ilhamla suya at- tırmış, Firavun’un kızını suya gönderip, oradan çıkattırmış, adını—su-ağaç ilişkisini hatırlatarak—Musa koydurtmuş, hayatının en büyük mucizelerini bu isme uygun olarak gös- termiş ve bütün bunları “Kur’an’daki terminolojik harikalar”a katkısı olsun diye Kur’an’da ortaya koymuştur.

4. Daha yeni yetişkin bir genç olan Hz. Musa,—elinden bir kaza çıkınca—Mısır’dan Medyen’e kaçtı. İlk vardığı yer Medyen suyudur, ve ardından da gölgelik ağaçtır. Suyun başında bulunan Hz. Şuayb’ın kızlarına ait da- varları suladıktan sonra, bir ağacın gölgesine çekilir. Konuyla ilgili Kur’an ayetleri şöyledir: “Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve dedi ki: “Ey Musa! Yetkililer idam istemiyle senin hakkında karar ver- mek üzere toplantı halindeler. Beni dinlersen derhal şehri terk et! Ben hakikaten senin iyiliğini isteyen biriyim. Bunun üzerine Musa, hemen ayrılıp, korku içinde etrafını kontrol ederek şehirden çıktı. Ve: “Ey Rabbim! Beni bu zâlimler topluluğundan kurtar” diya yalvardı. Medyen tarafına yönelince: “Umarım Rabbim beni doğru yola iletir” dedi. Medyen’in su kuyularına varınca, orada davarlarını su- varan bir grup insan buldu. Onların gerisinde de kendi hay- vanlarını uzak tutmaya çalışan iki kadın gördü. Onlara: “Derdiniz nedir/siz niçin bekliyorsunuz?” diye sordu. Onlar da: “Çobanlar hayvanlarının suvarııp ayrılmadıkça, biz su- varmayız. Babamız da hayli yaşlı olduğundan iş bize kalı- yor” diye cevap verdiler. Bunun üzerine Musa, onların davarlarını suvardı. Sonra gölgeye çekildi ve: “Rabbim! Muhakkak ki ben, bana lüfede- ceğin her türlü nimete muhtacım” diye dua etti.

5. Medyenden ailesiyle birlikte Mısır’a doğru yola çıktığın- da yine elinde asası vardı. Nitekim, ilk defa vahye mahzar olduğunda, Allah, elindeki asasından sormuştur. “Musa! Şu sağ elinde tuttuğun şey de ne? O asamdır dedi, üzerine dayanırım, onunla davarlarıma—ağaçlardan—yaprak çırparım, ayrıca onunla daha birçok ihtiyacımı gideririm”

6. Kendisine ilk vahyin geldiği yer zeytin ağaçlarıyla ünlü Tur/Sina dağıdır. Şu ayette bu olay şöyle ifade edilmiştir: “Musa süreyi tamamlayıp ailesiyle birlikte—Mısır’a doğru— yolda giderken, Tûr/Sina dağı tarafında bir ateş farketti. Ailesine: “Durun, ben bir ateş gördüm; belki oradan yol hakkında bir bilgi getiririm veya bir ateş koru getiririm de-ateş yakar- ısınırsınız” dedi.

7. Hz. Musa’ya şu ilk vahiy doğrudan Allah ile yapılan bir konuşma şeklinde cereyan etmiş ve—mahiyeti bizce meçhul olan— bu ilahî kelam, bir ağaçtan seslendirilmiştir. “Oraya varınca, kutlu mekândaki vadinin sağ tarafında bu- lunan ağaçtan şöyle nida edildi: “Ey Musa! Rabbu’l-âlemin olan Allah benim.”

8. Hz. Musa’ya gösterilen ilk mucize, ağaçtan yapılma asasıdır. “Haydi asanı yere bırak!” Musa onun çevikçe hareket eden bir yılana dönüştüğünü görünce derhal kaçtı, bir kere olsun dönüp arkasına bile bakmadı. “Gel Musa! Endişe etme, çünkü sen güven içinde olanlardansın.”

9. Hz. Musa’nın Firavun’a gösterdiği ilk mucize asasıdır. Aşağıdakii ayetlerde bu hususa vurgu yapılmaktadır: “Musa dedi ki: “Ey Firâvun! Şüphesiz ben, âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim. Bana lâyık ve gerekli olan, Allah hakkında gerçek olandan başkasını söylememektir. Size Rabbinizden açık bir delil getir- dim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder! – Firâvun: “Eğer gerçekten mucize olarak getirdiğin bir bel- gen varsa, ve sen doğru söyleyen biri isen, onu ortaya koy da görelim” dedi. – Bunun üzerine Musa asâsını yere attı. Birdenbire o, apaçık bir ejderha oluverdi” 148(Ve elini koynundan) çıkardı. Birdenbire o da bakanlara bembeyaz göründü.

10. Hz. Musa’nın peygamberliğine karşı çıkan Firavun’un ona karşı mücadele kullandığı ilk silah, sihirbazların sahnelediği kalın halatlar, uzun ağaçlar-kalaslardı(Zemahşerî, II/ 140) “Büyücüler: ‘Musa! Önce sen mi hünerini ortaya koyacaksın yoksa biz mi ortaya koyalım?’ deyince, Musa: ‘Hayır, siz ortaya koyun’ dedi. Bir de ne görsün; onların sihirleri sayesinde, ipleri ve sopaları gerçekten hareket ediyormuş gibi geldi”149 “Büyücüler: ‘Musa! Önce sen mi hünerini ortaya koyacaksın yoksa biz mi ortaya koyalım?’ deyince, Musa: ‘Siz ortaya koyun’ dedi. Atacaklarını ortaya koyunca, halkın gözlerini büyülediler, onları dehşete düşürdüler, hasılı müthiş bir sihir sergilediler. Biz de Musa’ya: ‘Asanı yere bırak’ diye vahyettik. Bir de ne görsünler; Asa onların yaptıkları sihir, gözboyacılık kabilinden her şeyi yutuyor! Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların bütün yaptıkları boşa çıktı.”

11. Musa’nın kavmi çölde susuz kalmıştı. İmdatlarına asa yetişti. Ağaç suyla birleşti: “Biz onları on iki kabileye ayırdık. Halkı kendisinden su istediğinde ona; ‘Değneğinle taşa vur!’ diye vahyettik. Derhal on iki pınar fışkırdı.."

12. Yahudilerin tarihî Mısırdan çıkışları da su-ağaç mucize- sine mahzar olmuştu. “İki topluluk birbirini görecek kadar yaklaşınca, Musa'nın arkadaşları; Eyvah! Bize yetiştiler!’ dediler. Musa: ‘Hayır! Asla!’ dedi, ‘Rabbim benimledir ve O şüphesiz bana yol gösterecektir.’ Biz Musa'ya: ‘Asânı denize vur!’ diye vahyettik. Vurur vurmaz deniz yarıldı, öyle ki birer koridor gibi açılan her yolun iki yanında sular büyük dağlar gibi yükseldi.” 152 Böylece, Hz. Musadoğarken Firavun’un korkusundan ağaç- tan yapılma sandığa konup denize atılıp oradan çıkıp-su-ağaç anlamına gelen Mu-sa ismini alarak kurtulduğu gibi, bir pey- gamber olarak en son defa Firavun’dan kaçarken yine denize düşmüş ve isminin şifresi olan Mu-Sa dualitesiyle(asasını denize vurup yollar açarak) kurtulmuştur.

13. Nihayet Hz. Musa’nın ağaçtan yapılma asasıyla gösterdiği mucizeye karşı çıkan Firavun, denize düşerken, ister istemez ona iman etmiş ve denizde boğulup gitmiştir. O lanetle anılırken, Hz. Musa’nın şanlı ismi insanlık camiasında say- gıyla anılmaya devam etmektedir


Musa bilgi sahibi kimseyle bir deniz kenarında buluşuyor
yılan-su benzerliği ejderha-ırmak benzerliği de düşünülebilir

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder